1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Çırağan Vakası ( 20 Mayıs 1878)

PDF Yazdır E-posta

Salı, 23 Şubat 2010 00:10

V. Murat

Osmanlı tarihine Çırağan Vakası veya Ali Suavi Vakası olarak geçen olay, bir saltanat darbesi girişimidir. Bizzat Ali Suavi Efendi tarafından planlanan, bu şahsın bir şekilde elde ettiği birkaç yüz Balkan göçmenin yardımıyla icra ettiği bu hadise aslında çabuk bastırılmasına rağmen, 1878 yılı şartlarındaki Osmanlı Devleti için çok önemli ve ciddi sonuçlar doğurmuştur Gelecek yıllarda II. Abdülhamid’in devlet idaresini şahsen ele almasında ve padişahın hafiyelerinin her tarafa yayılıp kısmen de olsa bir baskı rejiminin kurulmasında bu darbe girişiminin etkisi büyüktür. Zira başta padişah olmak üzere, hiç kimse Ali Suavi’den böyle bir teşebbüs beklemiyordu. Hiç umulmadık bir şahıstan gelen bu hareket, II. Abdülhamit’in tabiyatında zaten var olan kuşkuculuğunu ve vehmini daha da arttırmıştır. Gerçek olan nokta şudur ki: 1878 yılında büyük bir Rus savaşından henüz çıkmış, çok hassas bir durumda olan Osmanlı Devleti böyle bir saltanat darbesi girişimini kaldıramazdı.

Böyle bir hadiseyi planlayıp hayata geçiren Ali Suavi Efendi’nin kim olduğuna bakmak bu olayı anlamak açısından faydalı olacaktır. Ali Suavi Efendi, Tanzimat devrinin önde gelen yazar, gazeteci ve mütefekkirlerindendir. İyi yetişmiş, doğu ve batı dil ve kültürlerine vakıf bir kişi olmasına rağmen kişilik olarak dengesiz ve belli bir ahlaktan mahrum biriydi. Bir İngiliz hanımla evli olup, Çırağan Vakası sırasında 39 yaşında bulunuyordu. Dengesiz kişiliği yüzünden giriştiği hiçbir işte başarılı olamamış, en son görevi olan Galatasaray Sultanisi müdürlüğünde de tutunamamıştır. Son derece fantezi ürünü olan darbe girişimini de yüzüne gözüne bulaştırmış ve kalkıştığı bu son hadise  canına mal olmuştur.

Ali Suavi’nin giriştiği bu saltanat darbesinden maksadı, V. Murat’ın ikamet etmekte olduğu Çırağan Sarayı’nı basıp, eski padişahı kurtararak onu II. Abdülhamit’in yerine tekrar padişah yapmaktı. Fakat asıl amacı, V. Murat’ın şahsında devleti kendi dengesiz ve tutarsız ellerine geçirip iktidara gelmekti.

Ali Suavi Efendi, bu amacına ulaşmak için devletin çok nazik bir durumda olduğu bir zamanı seçmiş, Rus orduları henüz Yeşilköy’de iken 20 Mayıs 1878 günü darbeyi yapmaya karar vermiştir. Ruslardan kaçarak İstanbul’a yığılmış olan on binlerce Balkan göçmeni içinden elde ettiği birkaç yüz tanesiyle  V. Murat’ın oturduğu Çırağan Sarayı’nı basmıştır. Fakat kısa sürede yetişen ve olaya müdahale eden, sonradan müşirliğe yükselen Beşiktaş muhafızı Hasan Paşa, elindeki sopayla Ali Suavi’nin kafasına vurarak onu öldürmüştür. Ali Suavi’nin beraberindeki ihtilalcilerden de 23 kişi ölmüş, 15 kişi yaralanmıştır. Olay iki saat gibi kısa bir sürede tamamen bastırılmakla birlikte, II. Abdülhamit üzerindeki tesiri son derece derin ve büyük olmuş, padişah 30 yıllık şahsi idare devresinde bu olayın etkilerini üzerinden atamamıştır.

Tahta çıktığı ilk zamanlar oldukça serbest ve halkla bütünleşmiş bir görüntü çizen II. Abdülhamid, Ali Suavi Efendi’nin giriştiği bu saltanat darbesinden çok etkilenmiş, halktan kopma ve güvenlik gerekçesiyle içine kapanma eğilimine girmiştir. Dolmabahçe Sarayı’nı bırakıp Yıldız’a yerleşmesinin en önemli nedenlerinden biri yine bu hadise olmuştur. Yine bu olaydan sonra şahsına bağlı gizli bir hafiye teşkilatı kurma işine hız vermiş ve müteakip yıllarda padişahın hafiyeleri biraz da gereğinden fazla işi sıkı tutarak Ali Suavidevletin güvenliğine hizmet etmenin yanında ortalığı bulandırmışlardır.

II. Abdülhamid, Çırağan Vakası’ndan sonra hem sadrazamı hem de mabeyn müşirini azletti. Sadrazam Sadık Paşa’nın yerine Mütercim Rüştü Paşa’yı, mabeyn-i hümayun müşiri Said Paşa’nın yerine de Gazi Osman Paşa’yı getirdi. Padişah, 93 Harbi’ndeki başarıları sebebiyle Gazi Osman Paşa’ya çok güveniyordu. Bu nedenle sarayın güvenliği için, saraydaki bu en yüksek askeri makama Gazi Osman Paşa’yı getirmiştir.