1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Bir Babanın Oğluna Edep Dersi

PDF Yazdır E-posta

Perşembe, 25 Şubat 2010 15:26

BİR BABANIN OĞLUNA EDEP DERSİ

Öğr. Erdoğan MUTLUGÜN

Bağ-ı dehrin hem hazanın hem baharın görmüşüz
Biz neşatın da gamın da ruzgârın görmüşüz

 

Yukarıdaki beyitte ”Dünya bahçesinin hem sonbaharını, hem de ilk baharını görmüşüz. Biz sevincin de gamın da zamanını görmüşüz.”Diyen Divan Edebiyatı’nın usta şairi Nâbî, oğlu için kaleme aldığı, ahlâkî ve edebî nasihatlerden oluşan “HAYRİYYE” isimli eserinde, erdem incilerini bir gerdanlık haline getirerek zaman nehrine salmıştır. Bu yazımda ilgili eserden yüz üç inciyi nazarlarınıza takdim etmek istedim. Arz ederim:

1. Seher vaktinde hiç yatma, uyanık ol.

2. Şükretmesini bil ki ekmeğin ve suyun ziyadeleşsin.

3. Fukaraya merhamet nazarıyla bak. Sertlikle konuşma, cömertlik et.

4. Malını muhtaçlardan esirgeme.

5. Kapını, fakirlerin boş dönmeyecekleri bir hale getir ve mümkün olduğu kadar ihsanda bulun.

6. Acıkmışı doyurmak, her gün nafile oruç tutmaktan hayırlıdır.

7. Senin elinden bir açın doyması, nice camiyi tamir ettirmenden yeğdir.

8. Bir susuza su vermen, her yıl Kabe'yi ziyaret etmenden daha hayırlıdır.

9. Senin yüzünden ihtiyaç sahiplerinin sevinmesi ne büyük saadet, ne büyük yücelik, ne büyük devlettir.

10. O geçim malı ne kutludur ki, fakirler onunla ihtiyaçlarını karşılarlar...

11. Sakın fukaraya tiksinti ile bakma ve asla ihsanda bulunmaktan kaçınma.

12. Evine gelen misafir kim olursa olsun elinde bulunan her şeyle sofranı donat.

13. Misafire kıymeti ölçüsünde tazim göster ve misafirliğin şanına yakışır ikramda bulun.

14. Misafir kaba saba bir kişi bile olsa sabır göster ve bir tatlı dil ile hatırını yap.

15. Misafirin gözünü hasret çektiği şeyden perdeleme ve isteğinin imkânı varsa onu ondan esirgeme.

16. Misafirin arzusunu yerine getirmek elinde değilse o garibi küstürmeden geri çevirmeye çalış.

17. Fakirlere lütuf ve ihsanda bulunduğunda riyakâr davranmamak da ayrıca teşekküre değer.

18. Eğer fukaraya ihsanda bulunursan bunu gizli yap.

19. Nice insanlar yardım istemekten utanırlar. Senin vazifen bu durumda olanları arayıp bulmaktır.

20. İlim öğrenmeye çalış ve bilgililerin bilgilisi ol.

21. İlim ilâhî bir sofradır.

22. Gönül berraklığı ve ağırbaşlılığın sebebi ilimdir.

23. Çeşitli ilimler ile kendini donat, zihnini doldur.

24. Bir şeyi bilmek, sorulduğu zaman "Ben onu bilmiyorum" demekten daha güzel değil mi?

25. Sakın kimseye fazilet satmaya kalkma.

26. Arif ol, sakın ham sofu olma.

27. Kendini ara, bul! Sen kimsin?

28. Kimseye ihtiyacını arz etme de, minnet yükü altında eğrilme.

29. İsteğin için ağzını sakın açma; dilenme sözleriyle dudağını bulaştırma.

30. Sana ayrılmış olan rızık elbette seni bulur. Öyleyse açgözlülükten ele geçen yalnızca yüzsuyu dökmektir.

31. Kıymetini yücelt, bayağı olma. Her gördüğüne istek duyma!

32. Para, yenilen şey değil, sadece rızkını sağlamada bir vasıtadır.

33. Gözünü ve gönlünü zengin tut. Lütfen açgözlü ve aşağılık olma.

34. Ancak sana ikram eden gerçekten sadık dostun olursa ve külfetsiz karşılıksız ikramda bulunursa kabul et.

35. Sen de o dostuna karşılık ver ve onu ikram ile mükâfatlandır.

36. Vefa elini vadeye açık tut. Kime bir vaadde bulunursan yerine getir.

37. Dostunu bir latifeye feda etme ki, tuz ekmek hakkını ara yerden kaldırıp atmış olmayasın.

38. Söylediğin az, mânâsı çok olsun ve asla kimsenin gönlünü incitmesin.

39. Söylediğin söz, gönül bağından yeni koparılmış bir gül olmalı, onu duyan da içindeki mânâ ile bülbül olmalı.

40. Dedikoduculuk ve başkasını kötülemenin lüzumu ve lezzeti yok.

41. Dedikodu ve başkasını kötülemek, onu yapan kişiyi de kötü andırır.

42. Komşularına eğri bakışla bakma! Mahrum ve düşkünlere iltifatta bulun!

43. Tek başına bir lokmaya ağız açma.

44. Sana ihtiyaçları oldukça onlara yardım et, civarını düşkünlerin sığınacakları bir yer haline getir.

45. Kimseye kin ve düşmanlık gütme. İyi geçinmeyi terk etmeyi de âdet edinme.

46. Öfke, hiddet ve kin gösterme! Kimseye alnını kırıştırarak bakma!

47. Herkesle iyi geçin! Cimri de olsa herkes ile gönlün hoş olsun!

48. Sakın kimseye karşı iddiacılıkla direnme!

49. Mahkeme salonuna hiç yolun düşmesin. Sakın başını kuru kavgaya bulaştırma!

50. Kimse ile inatlaşma ve kimseye ayak direme ki bunlar, düşmanlık ateşini tutuşturur!

51. Çatık kaş ve karışık alın, suratını buruşturmak, iyi ahlâka hiç de uygun düşmez.

52. Ahlâkça iyi yaratılışlı ve meşrebice geniş olmak, kalp aynasına parlaklık verir.

53. Güler yüzlülük rahmet alametidir. Suratı ekşitme ise nefrete sebep olur.

54. Büyüklenen kişilerle oturup konuşma. Bu tip kişilerden daima kaçın.

55. Sertlik ve kabalıkla halkı kapından kovma. Kimseye el ve eteğini öptürme.

56. Kendin için ayıp olan bir şeyi aklından bile geçirme.

57. Sakın kimseye büyüklük ve kibir satma ki kimse de seni saymamazlık yapmasın.

58. Sana hürmet gösterilirse ne güzel; sana hürmet göstermeyen cahil ile de sakın takışma.

59. Utanma duygusu ve edeb sende mevcut iken elbette bunlar senin saygınlığına sebeptir.

60. Edep insanın süsüdür.

61. Sebepsiz yere insanlarla kavga etme ve aşağılıklara karşı yüze gülme.

62. Rüzgâr gibi her yere girip çıkma, güneş gibi de her kapıyı dolaşma.

63. Ehli olmayan kişilere sırrını açma.

64. Herkesin sözünü sadakatle ve dostça söylenmiş sanma; lakin herkesi de iki yüzlü kabul etme.

65. Kimsenin seni methetmesiyle gururlanma.

66. Başkalarının evine davetsiz olarak gitme! Hatta her davet edildiğin yere değil, hürmet ehli olanların evine git.

67. Vardığın meclis doğru yolda insanlarla dolu olmalıdır, fesat ve kötülük kumkuması olmamalıdır.

68. Gerçi davete icabet etmek gerekir, ama davet, kötülük ve dedikodudan da emin olmalıdır.

69. Mecliste sürekli susup durma; yeri geldikçe dil ol, yeri geldikçe kulak!

70. Sözünü mümkün olduğu kadar kısa tut ki, inci ve mercan gibi değerli olsun.

71. İnsanlarda bir dil, iki kulak vardır. Öyleyse sen de bir söyle, iki dinle.

72. Gerçi çok konuşan hafiflik eder, boş konuşur; buna karşılık, dinlemeyi tercih eden ağır başlılık eder.

73. Sözü ne kısa, ne de uzun söyle. Sözün ne zaman söylenmesi gerektiğini iyi ayarla ve sözünde ne hafif ol, ne ağır.

74. Söylediğin sözü tekrarlama, bir şeyi iki defa söyleme.

75. Kimseye sertlikle cevap verme, bilakis lütuf ve yücelikle hitap et.

76. Kimsenin ayıbını yüzüne vurma.

77. Bir kişi ayıplı da olsa onun sözünü sonuna kadar dinle.

78. Aman ha! Kimseyi ayıbıyla ayıplama.

79. Kimsenin ahını alma, halin yaman olur.

80. Cancağızım! Hele ne yaparsan yap da, tek kalb kırıcı ve keskin dilli olma.

81. Kalbinde hileye sakın yol verme. Budala olabilirsin, saf olabilirsin, ama sakın pinti olma.

82. Hileci kişiler kolay kolay can veremezler.

83. Borçtan çok sakın... Borç insanı perişan eder, eğer kişi Eflatun kadar akıllı bile olsa, borç onu deliye döndürür.

84. Borçlanmamak için elbiseni ve çulunu satsan daha iyi. Borçsuz olarak aç ve çıplak yatmak, borçlanmaktan iyidir.

85. Yalan ve aslı olmayan şeyi sakın söyleme ki kendi söz sabahında parlaklık olsun.

86. Er olan kişi, yalana tenezzül etmediği gibi yalanın kötü sonucuna da tahammül etmez.

87. Bütün işlerin bozukluğunun aslı, yalandır. Akıl sahibi kişiler onu yapmaz.

88. Gezip dolaşma mevsimi olan bahar ayları gelince gezintiye çık.

89. Bazan yeşillikle dolu yerlerde dolaş.

90. Kırların taze fidanlarının salınışları, insanın gönlünde keder bırakmaz.

91. Dere kenarında yeşillikler ne güzeldir, yasemin renkli selvilerin cilveleri ne hoştur.

92. Güzel sesli bülbülün nağmeleri, insana can bağışlar.

93. İnsanlığın, nefsin çektiyse kuşların şakımalarını da dinle...

94. Sabır ile düşmanlar dost; yol kesiciler yol gösterici olur.

95. Sakın ha, söz taşıyıcılık yapma ve koğucunun sözüne postacı olma.

96. Kulak kâsesine giren sözleri tellallık yaparcasına ona buna satma.

97. Dilini sözler için bir cadde eyleme de, sana laf taşıyıcı demesinler.

98. Bir meclisten başka bir meclise söz getirme ve ağzını emanet sandığı yap.

99. Sohbeti başkalarına nakletmek bozgunculuk çıkarır. Samimi dostlukların sebeplerine kıtlık verir.

100. O mânâ hırsızı ve haber casusu; sohbetin hepsini sabırsızca ve anında başkalarına aktarır.

101. Boşboğaz ve aşağılık birçok kişiler vardır ki söz taşımak için hızlı hızlı solurlar, koşarlar.

102. Laf taşıyıcı, bir sirke tulumuna benzer ki söz taşımazsa çatlar gider.

103. Peygamber mide için "hastalıkların evi" perhiz için de "çarelerin başı"dır dedi.Bu kuralı daima göz önünde bulundur ve sakın bunların derecesini arttırma.