1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Bülbülün Serenadı Kelebeğin Aşkı

PDF Yazdır E-posta

Cuma, 14 Mayıs 2010 18:24

BÜLBÜLÜN SERENADI KELEBEĞİN AŞKI

Öğr. Erdoğan MUTLUGÜN

Günün birinde

Uçar dururken bülbül

Bir bahçede görmüş bir gül,

Kırmızı kıpkırmızı

Kan renginde

Kendi halinde

Sessiz,sedasız

Yapayalnız

Derken bülbül

Vurulmuş güle

Ve gelmiş dile;

Sen nesin kimsin

Neredensin?

Kimlerdensin?

Diye sorup durmuş

Lakin bir cevap alamamış.

O konuştukça gül susmuş

Bülbül ise hep konuşmuş..

Konuşmayacağını anlayınca gülün

Canı sıkılmış,kalbi hüzünlenmiş bülbülün

Ve başlamış şakımaya

Yüreğini çatlatırcasına

Şakımış, şakımış, şakımış

Ve gülün o güzelliği

Bülbülü ozan yapmış

Günler geçmiş, haftalar geçmiş

Gülden ses seda yok

Bülbüle ise dur durak yok..

Hep şakımış ve hep şakırmış

Sular seller gibi

Yana yakıla ağlarmış

Hem ağlar hem söylermiş

Kendini böyle

Teselli edermiş;

Seviyorum seni ey gül!

Sana hayranım;

Al rengine,kokuna,

Kadife tenine,

Şebnemlerine,

Yaprağına,toprağına

Hasılı sana ait her şeye hayranım..

Hayranım,

Üzerinde uçan kuşa,

Hayranım,

sana konan sineğe,böceğe,

Toprağında gezen karıncaya,

Seni yalayıp geçen rüzgâra,

Üzerine düşen ışığa,

Seni saran karanlığa,

Gölgene,

Silüetine,

Sana bakan gözlere,

Sana değen ellere,

Kokunu duyanlara,

Adını alanlara,

Yâdını ananlara

Hayranım,

Hayran!

Sana ait her şeye!...

Hayranım,

Bahçendeki yılana,çıyana

Ve akrebe..

Yanındaki otlara,

Dalındaki dikenlere,

Hayranım,

Sana yağan yağmura,

Rengini alan gök kuşağına

Dibindeki çamura..

Hayranım,

Hayran

Sana ait her şeye...

Bülbül böyle mest ü mahmur,

Şakır dururken hüzünle,

Kendini çatlatırcasına,

Yürekleri hoplatırcasına,

Vicdanları yakarcasına,

Ağlar inlerken,

Huşü ile dillenirken

Âniden gül dile gelmiş,

Bülbülü susturuvermiş;

Ne bağırıyorsun öyle?

Ağlıyorsun kendi kendine,

Gitsene evine!

Ben boş laflara kanmam,

Cilalı sözlere aldanmam,

Sevgi sühan-ı güzafla olmaz.

Delik kova suyla dolmaz.

Anladım sühan-dânsın,

Belki de cândansın,

Kim bilir bana bârânsın,

Birkaç zamandır yârsın.

Lâkin aşk öyle boş değil

Tek sözle hoş değil

Aşk ateştir insanı yakar,

Yanan ağzını yumar.

Seyret bak şu kelebeği

O sevgililerin göz bebeği,

O da sever,yanar,kanar,ağlar,

O da kendince

Ne destanlar yazar,

Fakat o kalde değil..

O her daim haldedir halde,

Aşkıyla perverde,

Değil sen gibi sazende,

Geceleri de pervane.

Bu gece onu takip et,

Uyuma erken onu seyret,

Bak bakalım ne yapacak?

Sonra gel bana anlat..

Bülbül dediği gibi yapar.

Kelebeği takibe başlar.

Kelebek uçar,bülbül uçar

Kelebek konar,bülbül konar.

Kelebek nerde bülbül orda

Gölgesi olmuştur adeta..

Derken akşam gün batarken

Güneş kan rengini bırakır giderken

Kelebek dalmış bir bahçeye

Süzülmüş sonra bir kapıdan içeriye

Geniş bir odanın salonuna

Solonun ortasında bir şömineye

Yaklaşmış yaklaşmış..

Bülbül ise merakta

Onu seyre dalmış.

Pür dikkat sessiz ve sakin

Ne yapacak diye tetikte

Merağından sesszilikte..

Bekler dururken öyle

Aniden dile gelmiş kelebek

Ah! yanıyorum aşkımdan

Yanıp yanıp kavruluyorum..

Konuşmak biübülün işi,

Çığırtkanlık tembel işi,

Bağırmak-çağırmak

Mahalleyi ayağa kaldırmak,

Onun işi benim değil

Aşıklık zaten dilde değil

Aşık yanar ama sızdırmaz dışa

Kendini atar ataşa

Yanar, kanar, kavrulur, kül olur.

Sevgisi göklere uçar durur

Kalbi hüzün dolu savrulur.

Ama sesi çıkmaz sükutidir

Aşıklık kalbîdir..

Her âzası aşığın sükut durur

Dıştan bakana verir sürur

Böyle dillenirken kalebek

Aniden yöneldi şömineye

Uçuverdi alevlerin üzerine

Tereddutsuz atıverdi kendini

Yandı yandı kavruldu

Sanki kömür oldu

Kelebek ateşte fânî oldu..

Alevle bütünleşti

Sanki bir alev, bir ateş oldu..

Aşk ateşiyle minik yüreği

Sanki kocaman bir alev oldu..

Lav oldu, dağ oldu, dev oldu..

Dumanla göğe yükselir oldu..

Damla idi derya oldu

Kor idi mağma oldu.

Ölümlü idi

Ölümsüz oldu....

Bunları gören bülbül

Sanki şok oldu

Kolu kanadı tutuldu

Dili damağı kurudu

Ne diyeceğini ne yapacağını

Bilemez oldu..

O haliyle kelebek

Ona üstad oldu

Piştar oldu

Aşıklık neymiş

Bildirmiş oldu..

Kelebek ateşte

Bülbül yanar oldu.

O vaziyette yola revan oldu

Vardı gülün yanına..

Ve gülceğiz anladı onun halinden

Mecazi aşktan vazgeçtiğini

Gerçek aşıklığı öğrendiğini

Ve geldi tekrar dile

Söylendi sakince bülbüle;

Benim çün ölenler;

Âb-ı hayat içerler,

Ölümsüzlüğe ererler.....

Bu sözü duyunca bülbül

Dersini aldı,

Fazla dayanamadı ve...

Gülün dibine

Yıkıldı..

Gerçek aşka vardı...

Kim olursa böyle âşık,

Görmez gözü

Mağrıbla maşrık

Kapanır ağyâra

Ulaşır maşuğa..

Ulaşır Mabud'a

Ve;

Menzil-i maksuda...