BÜLBÜLÜN SERENADI KELEBEĞİN AŞKI
Öğr. Erdoğan MUTLUGÜN
Günün birinde
Uçar dururken bülbül
Bir bahçede görmüş bir gül,
Kırmızı kıpkırmızı
Kan renginde
Kendi halinde
Sessiz,sedasız
Yapayalnız
Derken bülbül
Vurulmuş güle
Ve gelmiş dile;
Sen nesin kimsin
Neredensin?
Kimlerdensin?
Diye sorup durmuş
Lakin bir cevap alamamış.
O konuştukça gül susmuş
Bülbül ise hep konuşmuş..
Konuşmayacağını anlayınca gülün
Canı sıkılmış,kalbi hüzünlenmiş bülbülün
Ve başlamış şakımaya
Yüreğini çatlatırcasına
Şakımış, şakımış, şakımış
Ve gülün o güzelliği
Bülbülü ozan yapmış
Günler geçmiş, haftalar geçmiş
Gülden ses seda yok
Bülbüle ise dur durak yok..
Hep şakımış ve hep şakırmış
Sular seller gibi
Yana yakıla ağlarmış
Hem ağlar hem söylermiş
Kendini böyle
Teselli edermiş;
Seviyorum seni ey gül!
Sana hayranım;
Al rengine,kokuna,
Kadife tenine,
Şebnemlerine,
Yaprağına,toprağına
Hasılı sana ait her şeye hayranım..
Hayranım,
Üzerinde uçan kuşa,
Hayranım,
sana konan sineğe,böceğe,
Toprağında gezen karıncaya,
Seni yalayıp geçen rüzgâra,
Üzerine düşen ışığa,
Seni saran karanlığa,
Gölgene,
Silüetine,
Sana bakan gözlere,
Sana değen ellere,
Kokunu duyanlara,
Adını alanlara,
Yâdını ananlara
Hayranım,
Hayran!
Sana ait her şeye!...
Hayranım,
Bahçendeki yılana,çıyana
Ve akrebe..
Yanındaki otlara,
Dalındaki dikenlere,
Hayranım,
Sana yağan yağmura,
Rengini alan gök kuşağına
Dibindeki çamura..
Hayranım,
Hayran
Sana ait her şeye...
Bülbül böyle mest ü mahmur,
Şakır dururken hüzünle,
Kendini çatlatırcasına,
Yürekleri hoplatırcasına,
Vicdanları yakarcasına,
Ağlar inlerken,
Huşü ile dillenirken
Âniden gül dile gelmiş,
Bülbülü susturuvermiş;
Ne bağırıyorsun öyle?
Ağlıyorsun kendi kendine,
Gitsene evine!
Ben boş laflara kanmam,
Cilalı sözlere aldanmam,
Sevgi sühan-ı güzafla olmaz.
Delik kova suyla dolmaz.
Anladım sühan-dânsın,
Belki de cândansın,
Kim bilir bana bârânsın,
Birkaç zamandır yârsın.
Lâkin aşk öyle boş değil
Tek sözle hoş değil
Aşk ateştir insanı yakar,
Yanan ağzını yumar.
Seyret bak şu kelebeği
O sevgililerin göz bebeği,
O da sever,yanar,kanar,ağlar,
O da kendince
Ne destanlar yazar,
Fakat o kalde değil..
O her daim haldedir halde,
Aşkıyla perverde,
Değil sen gibi sazende,
Geceleri de pervane.
Bu gece onu takip et,
Uyuma erken onu seyret,
Bak bakalım ne yapacak?
Sonra gel bana anlat..
Bülbül dediği gibi yapar.
Kelebeği takibe başlar.
Kelebek uçar,bülbül uçar
Kelebek konar,bülbül konar.
Kelebek nerde bülbül orda
Gölgesi olmuştur adeta..
Derken akşam gün batarken
Güneş kan rengini bırakır giderken
Kelebek dalmış bir bahçeye
Süzülmüş sonra bir kapıdan içeriye
Geniş bir odanın salonuna
Solonun ortasında bir şömineye
Yaklaşmış yaklaşmış..
Bülbül ise merakta
Onu seyre dalmış.
Pür dikkat sessiz ve sakin
Ne yapacak diye tetikte
Merağından sesszilikte..
Bekler dururken öyle
Aniden dile gelmiş kelebek
Ah! yanıyorum aşkımdan
Yanıp yanıp kavruluyorum..
Konuşmak biübülün işi,
Çığırtkanlık tembel işi,
Bağırmak-çağırmak
Mahalleyi ayağa kaldırmak,
Onun işi benim değil
Aşıklık zaten dilde değil
Aşık yanar ama sızdırmaz dışa
Kendini atar ataşa
Yanar, kanar, kavrulur, kül olur.
Sevgisi göklere uçar durur
Kalbi hüzün dolu savrulur.
Ama sesi çıkmaz sükutidir
Aşıklık kalbîdir..
Her âzası aşığın sükut durur
Dıştan bakana verir sürur
Böyle dillenirken kalebek
Aniden yöneldi şömineye
Uçuverdi alevlerin üzerine
Tereddutsuz atıverdi kendini
Yandı yandı kavruldu
Sanki kömür oldu
Kelebek ateşte fânî oldu..
Alevle bütünleşti
Sanki bir alev, bir ateş oldu..
Aşk ateşiyle minik yüreği
Sanki kocaman bir alev oldu..
Lav oldu, dağ oldu, dev oldu..
Dumanla göğe yükselir oldu..
Damla idi derya oldu
Kor idi mağma oldu.
Ölümlü idi
Ölümsüz oldu....
Bunları gören bülbül
Sanki şok oldu
Kolu kanadı tutuldu
Dili damağı kurudu
Ne diyeceğini ne yapacağını
Bilemez oldu..
O haliyle kelebek
Ona üstad oldu
Piştar oldu
Aşıklık neymiş
Bildirmiş oldu..
Kelebek ateşte
Bülbül yanar oldu.
O vaziyette yola revan oldu
Vardı gülün yanına..
Ve gülceğiz anladı onun halinden
Mecazi aşktan vazgeçtiğini
Gerçek aşıklığı öğrendiğini
Ve geldi tekrar dile
Söylendi sakince bülbüle;
Benim çün ölenler;
Âb-ı hayat içerler,
Ölümsüzlüğe ererler.....
Bu sözü duyunca bülbül
Dersini aldı,
Fazla dayanamadı ve...
Gülün dibine
Yıkıldı..
Gerçek aşka vardı...
Kim olursa böyle âşık,
Görmez gözü
Mağrıbla maşrık
Kapanır ağyâra
Ulaşır maşuğa..
Ulaşır Mabud'a
Ve;
Menzil-i maksuda...



Myspace
Facebook